| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

SAKLAMBAC,OYUN OYNA,KRALOYUN,BEDAVA OYUN,ÇOCUK EĞİTİM,COCUK FİLMLERİ,CİZGİ FİLMLER,ANİMASYON FİLMLER,KOMİK FİLMLER RESİMLER

CANLI YUMURCAK TV,OYUN OYNA,KRALOYUN,BEDAVA FULL OYUNLAR,ONLİNE CİZGİ FİLM İZLE,ANİMASYON FİLMLERİ,VİDEOLAR,COCUK ŞARKILARI,EĞİTİM,EĞLENCE,ÇİZGİ FİLMLERGRUP HEPSİ,BRATZ,WİNGS CLUP,VİDEOLAR

61 "sağlık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

İlginç Garip Bilgiler - Çocuk Eğitim Bilgileri

1 Nisan şakasının kökeni nedir? 1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı

İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar? Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler? Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı.

Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir? Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır

Mezara niçin çiçek konulur? İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme, kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.

İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar? Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir? Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

Bir hafta niçin 7 gündür? Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

Niçin otellerin kapıları döner kapıdır? Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar? Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.

Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker? Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir? Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.

İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur? Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

Akıl ile zeka arasında fark nedir? Akıl yalanla gerçeği, doğruile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.

Dolunay insan davranışlarını etkiler mi? İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır

Niçin gözyaşı dökeriz? Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.

Üç yaşından daha önce olanları niçin hatırlamıyoruz? Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.

Develerin hörgüçlerinde ne var? Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.

Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir? Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.

Kuşlar nasıl konuşabiliyor? Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.

Ateş böceği nasıl ışık saçıyor? Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir

Kediler balık ve sütü niçin severler? Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.

Horozlar niçin sabahları erkenden öterler? Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır

Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor? Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.

Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir? Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.

Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur? Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.

Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor? Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.

Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4) tür? Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız. Hergün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz bu işi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x(+5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz.İki kere negatif hareketi "-2" bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.

Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter? Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor? Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.

İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir? Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.

İlginç Bilgiler - Eğlenceli Yazılar Oku

İlginç Bilgiler…
(1)

· Yapıştırıcılar Nasıl Yapıştırıyor?

Yapıştırıcıların sağladığı yapıştırma olayı aslında kimyasal reaksiyondan başka birşey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapıştırma olayında benzer yada iki malzemeden iki madde, birde yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcı moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekir.

· Radyonun sesiAçılınca Pil Daha Çabuk mu Biter?

Pille çalisan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akim yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynidir.

 

er

· Termos Nasıl Sıcağı Sıcak, Soğuğu Soğuk Tutuyor?

Tek nedeni vardır, vakum. Yani boşluk. Bir termosta iç içe geçmiş iki kap vardır. Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam sisedir. İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır. Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakin bir boşluk vardır. Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de olmadığından isi iletilemez. Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır. İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz. Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.

· Bir Hafta Niçin 7 Gündür?

Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısının 7 olusu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde, göğün 7 kat olusu ve doğadaki ana renk sayısının 7 olusu, müzik notalarının 7 olusu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

· Niçin Otellerin Kapıları Döner Kapıdır?

Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini-engeller.

Türkçe Maslallar Okuma - Çocuk Masalları - Komik Masallar

TİTREK TAVŞAN

 

Titrek Tavşan Ormanda her gün kurulmakta olan tavşanlar pazarı havanın kararmasıyla birlikte dağılıyordu. Sergisini toplayan tavşan pazar yerini terk edip gidiyordu. Vakit geç olup da pazar yerinde tavşan kalmayınca bir tavşan pazara gelirdi. Sırtında boş çuvalıyla ve bu boş çuval tezgah altlarında kalmış, kıyıya köşeye atılmış, satılmamış havuçlarla ve bazı yiyeceklerle dolacaktı. Daima gölgelerden, acaba bir gören olur mu korkusuyla, yorgun ve titrek adımlarla. İşte bu tavşan yoksul, yetim, garip bir tavşandı. Adı Titrek Tavşan’dı. O, böylesine bir düşkünlük içinde olmanın çıkar yol olmadığını biliyordu. Fakat çaresizdi. Bir yuvası vardı, bu yuvada iki de oda. Bu odalardan birinde çok sevdiği Pembe Tavşan ve iki yavrusuyla birlikte kalıyordu. Diğer odada ise havuç yetiştiriyordu. Artık ne kadar havuç yetiştirebilir bunu tahmin etmek zor olmasa gerek.Havuçlar olgunlaşınca Titrek Tavşan bunları satacak ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacaktı. Bir gün Titrek Tavşan ormanın karşısındaki tepeye doğru yürüyüşe çıkmıştı.Tepenin gerisinde deniz görünüyordu. Sahil yakındaydı. Birden kumların üzerinde bir martı dikkatini çekti. Bu martı kanadı kırık, yaralı bir martıydı. Uçamıyordu. Oldukça zor durumdaydı. Çünkü çevresi sekiz tane yengeç tarafından kuşatılmıştı. Kanadı kırık, yaralı martı, yengeçlerle amansız bir ölüm kalım savaşına girmişti. Kurtulmak için ileri atıldıkça önü bir yengeç tarafından kesiliyor ve yengeç korkunç kıskacıyla martıyı yakalamak istiyor, fakat martı canhıraş feryatlarla karşı koyuyor, gitgide tükenmekte olan gücüyle hayatını savunuyordu. Titrek Tavşan bu durumu görmezden gelemezdi. Tüm cesaretini toplayıp martının yardımına koştu.Yengeçler daha ne olduğunun farkına varamadan martıyı kucağına aldığı gibi, bir keklik gibi sekerek, onların aralarından sıyrıldı. Hızla koşarak olayı ilk gördüğü tepeye çıkan Titrek Tavşan, kucağındaki martının bayılmış olduğunu fark edince onun iyi bir bakıcıya ihtiyacı olduğunu düşünerek balıkçı Ziya Kaptan’ın yaşadığı deniz kıyısındaki kulübeye geldi. Martıyı Ziya Kaptan’a teslim eden Titrek Tavşan yuvasına geri döndü. Aradan bir ay geçti. Geçen zamanla birlikte havuçlar olgunlaşmıştı. Titrek Tavşan havuçları pazarda sattı. Kendine, Pembe Tavşan’a ve yavrularına elbise aldı. Ne zamandır hep aynı elbiseleri giymekten bıkmıştı, rengi solmuş, yamalı elbiseleri…Yoksulluk ömür boyu mu sürecekti? Hep böyle yoksul mu kalacaklardı? Yoksulluğun bir çaresi yok muydu? Eğer varsa bu çare neydi? Hani Titrek Tavşan yuvasının bir odasında havuç yetiştiriyordu ya şimdi o odada havuç kalmamıştı. Çünkü havuçlar satılmıştı. Titrek Tavşan buradaki toprağı şöyle bir alt-üst etti. Havuç tohumu attı. Suladı. Artık iş zamana kalmıştı. Nasılsa zaman geçecekti.Elbet bir gün gelir bu havuçlar da olgunlaşırdı. Titrek Tavşan bir sabah havuç yetiştirdiği odaya girince hayretler içinde kaldı. Gördüklerine inanamıyordu. Toprağın üstündeki olgun havuç yaprağıydı. Ama nasıl olurdu daha tohum atalı on gün bile olmamıştı. Bu kadar kısa sürede havuç yetişmesi olanaksızdı. Yaprak olgunlaşmıştı tamam da bakalım toprağın içinde havuç var mıydı? Orayı eşeledi, burayı eşeledi.Aldı havucun birini dişledi, aldı bir başka havucu daha dişledi, tuttu bu iki havucu yedi bitirdi. Enfesti havuçlar, tatlıydı. Titrek Tavşan bu havuçları da pazarda sattı. Memnundu yuvasına dönerken, çünkü iyi kazanmıştı. Daha sonraki günler de birbirinin tıpatıp benzeri şekilde geçti. Titrek Tavşan havuçları pazarda satıyor, ertesi gün, yine oda havuç dolu oluyordu. Bir akşamüstü Titrek Tavşan’ın kafası bu konuya takıldı. Nasıl oluyordu da tohum atmadığı halde toprakta havuç bitiyordu ve bu havuçlar bir gecede olgunlaşıyordu? Bu soruların bir açıklaması olmalıydı ve ne oluyorsa gece oluyordu. Demek ki geceleri bir şeyler dönüyordu havuç yetiştirdiği odada. Titrek Tavşan hemen kararını verdi. O gece odada sabaha kadar bekleyecek ve ne olup bittiğini anlayacaktı. Akşam yemeğini yedikten sonra havuç yetiştirdiği odaya geçti. Kapıyı kapadı. Kapının yan tarafına koyduğu sandığın içine girdi. Sandığın tahtaları arasındaki deliklerden odanın her tarafı rahatça görünüyordu. Titrek Tavşan dikkatini tam karşıdaki pencereye verdi. Yerden oldukça yüksekte olan bu küçük pencere odanın havalandırılması için kullanılıyordu. Vakit gece yarısı olmuştu. Aniden dışarıdan kanat sesleri duyuldu. Bir martı pencereden odaya girdi.Ayaklarının arasında küçük bir torba vardı. Martı bu torbadaki havuç tohumlarını toprağa serpiştirdi.İşini bitirdikten sonra pencereden uçup, gitti. Zamana karşı şartlandırılmış tohumları toprak hemen kabul edecek ve her geçecek bir saatte bu tohumlar on gün geçirmiş olacaktı. Titrek Tavşan vefakar martıyı hemen tanıdı. Bu martı, birkaç ay önce, yengeçlerin parçalamak istedikleri kanadı kırık, yaralı martıydı. Demek ki Ziya Kaptan yaralı martıyı iyileştirmiş ve kurtarıcısının kim olduğunu söylemişti. Martının Titrek Tavşan’a can borcu vardı ve bu borcunu cana can katarak ödüyordu. Titrek Tavşan birkaç gün sonra bir kamyonet satın aldı ve yetiştirdiği havuçları bu kamyonetle pazara götürmeye başladı. İki yavrusu da zamanla büyümüşler, genç birer tavşan olmuşlardı. Onlar da babaları Titrek Tavşan’la birlikte pazara gidiyorlardı. Titrek Tavşan yol boyunca şu şarkıyı söylüyordu: “ Benim adım Titrek Tavşan Ben pazarda havuç satarım İşte yanımda şimdi yavrularım Ben onlarla gurur duyarım Her gün pazara gideriz biz Tavşanlara havuç satarız..” Bazı günler kamyonetin peşi sıra bir martıyı uçarken görüyordu ve yavaşlıyordu. Az sonra, kamyonetle martı bir hizaya geliyor ve martı ile Titrek Tavşan selamlaşıyordu. Daha sonra martı hızını arttırıyor ve ileri doğru uçup gidiyordu. Titrek Tavşan ile martı böyle uzaktan uzağa bir birlikteliği uzun süre sürdürdüler. Fakat bir kez olsun bir araya gelip konuşamadılar. Bunun nedenini biz bilemeyiz. Belki de böylesi daha iyi oluyordu. Onlar gönüllerince mutluydular, huzur doluydular. Onların mutluluğunu engellemek bize yakışık almaz.

Counter Strike resimleri - Counter Strike bütün Resimleri

 























Şirinler Resimleri - Çizgifilm Resimleri










Örümcek Adam Resimleri - Spider Man Resimleri - Çizgi Film Resimleri

















Çocuklar İçin Sağlık Bilgileri,Soğuktan Korunma

Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Vekili Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, yaşlılar, bebekler ve hastaların soğuğa daha az dirençli olduğunu, alınacak önlemlerle soğuktan korunmak gerektiğini söyledi.

Normal vücut ısısının 37 derece olduğunu kaydeden Dr. Rodoplu, vücudun, yenilen besinleri yakarak ısısını sabit tutmaya çalıştığını söyledi.

Donma ya da donmaya yakın ısılarda vücut ısısının düşmesine “hipodermi” denildiğini kaydeden Dr. Rodoplu, şöyle dedi:
“Yalnızca ayaklar, eller, kulaklar veya burun ucu gibi uç kısımların soğuğun etkisiyle yaralanmasına ‘donuk’ denir. Vücut ısı kaybını metabolizmayı artırarak (titreme) dengelemeye çalışır. Soğuk ortamdan uzaklaşarak, rüzgardan korunacak yer aramak da ısı kaybını azaltmanın bir yoludur. Giysi katları arasındaki kuru ve durgun hava, iyi bir ısı izolatörüdür. Şapka giymek de ısının korunmasına yardımcı olur.”

Hipodermi için ısının donma noktasında olmasına gerek olmadığını savunan Dr. Ülkümen Rodoplu, kışın evsiz kişilerde veya evlerinde yeterince ısınmayanlarda da hipodermi görülebileceğini savundu.

Yaşlılar, bebekler ve hastaların soğuğa daha az dirençli olduğunu belirten Dr. Rodoplu, “Kişi soğuk suya batırıldığında, hızla hipodermi gelişebilir. Vücut ısısının birkaç derece düşmesi telafi edilebilir. Ama yaşamsal organlarda ısı 35 derecenin altına inerse, hipodermi oluşmaya başlar” dedi.

DONMADA İLKYARDIM
Hipoderminin birinci evresinde vücut ısısının 32-35 derece arasında olduğunu, titreme görüldüğünü belirten Dr. Ülkümen Rodoplu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İkinci evrede, 32 derecenin altında titreme durur, kas hareketleri azalır. Öncelikle küçük, ince kas hareketleri sona erer. Belirti olarak, titreme vardır. Kas hareketleri yavaşlar ve ısı düştükçe durur. Uyku eğilimi görülür. Nabız yavaşlar ve zayıflar. Solunum yavaşlar. Kalp ritmi bozulabilir. Dolaşım ve solunum durabilir. İlkyardım olarak, hastanın 20 derece civarında oda ısısına alınması, ıslak giysilerini çıkarılması, kuru ve sıcak battaniyelerle örtülmesi gerekir.”

Dr. Ülkümen Rodoplu, soğuk havalarda donmanın yanı sıra soğuk yaralanmalarına da sık rastlandığını bildirdi.

Soğuk nedeniyle oluşan yaralanmaların çoğunun vücudun açıkta kalan yerlerinde olduğunu kaydeden Rodoplu, lokal yaralanmaların şiddetini etkileyen faktörleri de şöyle açıkladı:
“Maruz kalınan ısı, rüzgarın hızı, sıkı giysi, ayakkabı ve dolaşımı kısıtlayan başka nedenler, yorgunluk, kötü beslenme, alkol veuyuşturucu kullanımı ile hipodermidir. Hipodermide kan iç organlara çekileceği için, vücudun uç kısımlarında soğuk yaralanması riski artar. Alkol, ciltteki damarları genişleterek geçici sıcaklık hissine yol açar ama aynı nedenle soğuk ortamda alkol alımında dikkatli olunmalıdır. En ciddi lokal soğuk yaralanması olan donukta, dokular gerçekten donar ve hücreler ölür. Kangren gelişirse ölü dokuların cerrahi olarak uzaklaştırılması gerekir. Daha az zarar oluşsa da yaralı bölümde kalıcı değişiklikler olacaktır.”

Çocuklar İçin Trafik Kuralları

çocukların trafik ışıklarında uyması gereken kurallar
çocuklar için trafik kuralları

Yaya geçitlerinin bulunduğu yerleden geçin

Işıksız kavşaklarda çapraz geçmeyin yaya geçitlerinin bulunduğu çizgileri kullanın

   
karşıdan karşıya geçerken ne yapmak lazım resimlerle çocuklar için trafik anlatımı

Asla ve asla kavşak ortasından ve çapraz geçmeyin

Mutlaka üst geçit varsa üst geçitleri kullanın
   
çocuklar için yaya geçitlerinin kullanımı uymaları gereken kuralları yapmamaları gerekenler
Alt geçitlerin bulunduğu yerlerde alt geçitleri kullanın Bölünmemiş caddelerde karşıya geçerken solunuzu ve sağınızı dikkatlice kontrol edip öyle geçin
   
alt ve üst geçitlerin kullanımı çocukların kavşaklarda ve okul geçitlerinde uyması gereken trafik kuralları
Karşıdan karşıya geçerken dikkatinizi tamamen yola ve araçlara verin başka bir şeyle ilgilenmeyin Yaya geçitlerinden geçerken dikkatinizi dağıtmayın
 

trafik polisi işaretlerine uymak |trafik polisi işaretleri

Araçlar size uzak görünebilir ama hızları çok olabilir unutmayın "Araçlar yakın olabilir ya hızları fazlaysa!"
   
Sürücülerle göz göza gelin ve niyetinizi gösterin "Park etmiş araçların arasından diğer taşıtları görmek zordur çıkmak için acle etmeyin "
   
"Taşıtları görebilmek için park halindeki araçların yol tarafında durunuz" Yetersiz görüşün olduğu yerlerde yola çıkmak karşıya geçmek için acele etmeyin
   
"Yeşil ışığı, yol kenarına iki adım mesafede bekleyin hemen yola inmeyin " "Geçide gelmeden çok önce yeşil yanmış ise, bir sonraki yeşil ışığı beklemelisin."
   
"Size yeşil ışık yanmış olsa da araçlara dikkat ediniz!" "Kavşakta trafik polisi varsa yalnız onun işaretlerini gözleyin"

Çocuk Diş Sağlığı,Diş Sağlığı Bilgileri

1.Dişleri ve Dişetlerini Temizlemek:
İlk dişlerin

çıkmasından itibaren çocuğun dişleri sabah ve akşam olmak üzere iki kere fırçalanmalıdır. Çocuklara özeli küçük boyutluve yumuşak kıllı fırçalar kullanılmalıdır.

2. Fluor:
Fluor dişlerin kaderini değiştirebilecek kadar önemli bir maddedir. Dişler oluşurken minenin yapısına girmekte ve dişi çürümeye son derece dayanıklı bir hale getirmektedir. Çeşitli şekillerde uygulanabilmektedir. En iyisi içme sularında fluor bulunmasıdır. Ülkemizde içme suları fluorlu olmadığından, bu maddenin diş hekiminin tavsiyesine göre tablet şeklinde verilmesi, ayrıca altı aylık kontrollerde yüzeysel olarak uygulanması uygundur.

3. Çocukta Diş Hekimi İle İlgili Olumlu Bir İmaj Yaratmak:
Asla diş hekimi bir korkutma unsuru olarak kullanılmamalı, ayrıca anne – babanın bu konudaki kendi korku ve kaygıları çocuğa yansıtılmamalıdır.

4. Diş Hekimiyle Erken Tanıştırmak:
Genel olarak çocuğun ikinci doğum günü geçmeden diş hekimi koltuğuna oturması önerilmektedir.

5. Çocuğun İyi Beslenmesini Sağlamak:
Dengeli bir beslenme sağlıklı dişlere sahip olmanın temel koşullarındandır. Özellikle et, süt, yoğurt gibi kalsiyum içeren besinler dişlerin gelişimi açısından çok önemlidir.

6. Çocuğa Diş Fırçalamayı Öğretmek:
Çocuklar genellikle 2-3 yaşlarında diş fırçalamayı öğrenmeye başlarlar. Ancak en az 5-6 yaşına kadar bu işi anne babanın yardımı ve gözetimi ile yapmaları daha uygundur.
Diş fırçalamak çocuk için asla sıkıcı olmamalı, onun seveceği bir uğraş haline getirlmelidir.

7. Sealant :
Daimi dişler çıktığı zaman, bunlar sealantlar ile koruma altına alınmalıdır. Sealant, diş hekimi tarafından dişin girintili çıkıntılı alanlarına sürülen ve böylece buralarda çürümeyi önleyen bir maddedir. Bunlar bir bariyer oluşturarak, yiyecek parçacıklarını ve bakterileri uzak tutarlar. Arka dişlerde çürüğün önlenmesinde yüzde yüze yakın etkili oldukları

Çocuk Egitiminde Temel kurallar,Çocuk Eğitimi

 http://www.nedimehanimakml.k12.tr/images/projeamblem/annebabacocuk.jpg

Bugüne kadar "çocuk egitimiyle" ilgili yaptigim çalismalarin özetini olusturan kurallarin bazilarini maddeler halinde okuyucularimiza sunmak istiyorum. Bu ana kurallar, basli basina bir kitap dolusu bilgileri ihtiva ediyor. Basta egitimciler, anne ve babalar olmak üzere herkese yararli olacagini umuyorum.

´ Egitim, dogrulari söylemek degil, dogrulari yapmaktir.

´ Çocuklar ögütten daha çok, iyi örnege ihtiyaç duyarlar.

´ Çocuklara "ne" düsünecekleri degil, "nasil" düsünecekleri ögretilmelidir.

´ Çocuklarimizi "kisilik sahibi" yapabilmek için düsündüklerini, isteklerini ve inandiklarini kesfetmelerine izin verin.

´ Çocugunuza vereceginiz en degerli hediye, "ilgi ve zamaninizdir."

´ Çocuk, anne babanin görülen bir çok özelligini aldigi gibi, gözle görülmeyen özelliklerini de alir.

´ Çocuklarin büyüme hormonu, gece uykuda iken salgilanir. Bu nedenle geç yatan çocuklar sagliksiz olurlar. On iki yasina kadar çocuklar, kisin en geç 21.00, yazin 22.00'de yatmalidirlar.

´ Çocuklarinizla duygu ve ihtiyaçlari hakkinda konusun.

´ Çocuklarinizi, tüm duygularinizla dinleyin ve onlara deger verdiginizi "beden dilinizle" onlara hissettirin.

´ Çocugunuzun duygu ve düsünceleri hakkinda karsilikli konusun.

´ Çocugunuzun yasina ve gelisimine göre, uygun görev ve sorumluluklar verin.

´ Hangi yasta olursa olsun, çocugunuzla oynama ve onun heyecanina katilma firsatini kaçirmayin.

´ Çocugunuzun her yasta anlattigini, sikintidan patlasaniz bile dinleyin.

´ Çocugunuzun anlattiklarini dinlemiyorsaniz, bir süre sonra onun da sizi dinlemedigini görürsünüz.

´ Çocugunuzu dinlerken, mutlaka yüzüne bakin ve onunla "göz iliskisi" içinde olun.

´ Çocugunuza "ne" söylediginizden çok daha önemli olan, "nasil" söylediginizdir.

´ Çocugunuzun problemlerini kendi kendine çözmesine firsat verin. Çözemedigi vakit devreye girin.

´ Çocugunuzu baskasinin çocuguyla karistirmayin.

´ Çocugunuzun yanlislarini degil dogrularini yakalayin.

´ Dengeli takdir edilen ve övülen çocuklar, anne-babalarini ve arkadaslarini da takdir etmeyi ögrenirler.

´ Asiri sevgi ve takdir, çocugunuzu "simarikliga" yöneltir.

´ Çocuklariniza ne derseniz öyle olma ihtimalini artirirsiniz. "Tembel", "sorumsuz", "inatçi", "huysuz" gibi olumsuz sifatlar, bu özellikleri gelistirir.

´ Sik elestirilen çocuklar, içe kapanik ve güvensiz olurlar.

´ Suçlanan, her konuda kabahati bulunan çocuklar, suçlamayi ve yalan söylemeyi ögrenirler.

´ Kizgin oldugunuz bir sirada çocuklariniza hayat dersi vermeye kalkmayin.

´ Çocugunuza hep çocuk gibi davranirsaniz, o da hep çocuk kalir.

´ Anne-babalarin davranislari ne asiri "baskici" ne de asiri "serbest" olmamalidir.

´ Anne-babalar, çocuklarina karsi davranislarinda mutlaka tutarli olmak zorundadirlar.

´ Çocugunuza hep kendi isteklerinizi söylerseniz, ergenlik çagindan itibaren istemediklerinizi isitirsiniz.

´ Çocuklarinizin arkadaslarina karsi çiktiginiz zaman, çocugunuzu kendinizden uzaklastirir, onlara yaklastirirsiniz.

´ Çocugunuz 14 yasini geçtikten sonra, tatillerde çalistirin. Kendi isyeriniz olsa bile, baskalari yaninda çalismasina imkan hazirlayin.

´ Çocugunuzun istedigi meslegi seçmesine izin verin.

´ Korkuya dayali disiplin yerine, sorumluluga dayali disiplin verin.

´ Çocugunuza istemediginiz hareketleri yasaklamadan önce, yasaklama nedeninizi mutlaka açiklayin.

´ Çocugunuza ne kadar çok kural koyarsaniz, o kadar çok çatisir, kizar ve disiplin sorunu yasarsiniz.

´ Çocugunuzu ilgilendiren bütün konularda, karari onunla birlikte verin.

´ Hangi yasta olursa olsun, her firsatta çocugunuzun fikrini sorun.

´ Dövülen çocuklar, kavgayi, geçimsizligi ve düsmanligi ögrenirler.

´ "Ceza" gelismeye engeldir. "Ödül" ise gelismeye katki saglar.

´ Çocuklar da insandirlar. Onlar da herkes gibi kendilerini devamli emir verilmesinden hoslanmazlar.

´ Çocugunuzun kendisi olmasina izin verin.

´ Topluma faydali, degisik ve yenilikler yapan insanlari, çocuklariniza örnek gösterin.

´ Anne ve babalar çocuklarini "sevmek" zorundadirlar. Ancak, bunu her firsatta söylemelerine gerek yoktur.

Saklambac.Bloggum.Com|Çizgi film izle|Çizgi Film Resimleri|Çocuk Oyunları|Oyun Oyna|Giydirme Oyunları|Canlı Yumurcak Tv İzle|Komik Resimler|Resimler|Çocuk Resimleri|Çocuk Dizileri|Selena İzle|Bez Bebek İzle|Bratz|Bratz Çizgi Filmi|Bratz İzle|Wings Çizgi Filmi|Wings Resimleri|Masal Okuma|Çocuk Hikayeleri|Çocuk Fıkraları|Çocuklar İçin|Eğlence|Mizah|Hepsi Şarkıları|Hepsi Resimleri|Hepsi 1 Dizisi|
Zirve100 Toplist